Hikayemiz

Gün ışığına ait..

Kadife kutularda beklemek için değil; sabahın telaşına, akşamın sohbetine, sıradan bir salının içine karışmak için.

Bazı takılar bir kez takılır ve hatıra olur. Bazıları her gün takılır ve hikâye olur. Biz hikâye olanları seviyoruz.

Neden Magenta?

Gökkuşağına bak, onu bulamazsın.

Magenta, kırmızının bittiği yerle morun başladığı yer arasında, gözün kendi yarattığı bir renk. Görülmekten çok hissedilen.

Belki de bu yüzden seçtik onu. Biz de takıyı biraz öyle düşünüyoruz: fark edilmek için değil, hissettirmek için.

Kalıcı Olanı Ararken

Işık

Önce ışığa tutuyoruz. Taş yuvasında huzurla duruyor mu, ışığı doğru yakalıyor mu?

Dokunuş

Sonra ele alıyoruz. Bir sabah telaşında, aynaya bakmadan bile kolayca takılabiliyor mu?

Zaman

En son zamana bırakıyoruz. Aylar sonra da aynı heyecanla seçilecek mi?

ZANAAT

Gümüş aceleyi sevmez.

Ustanın elinde sabırla şekil bulur, ışığı yavaş yavaş öğrenir. Ve her parça, sana ulaşmadan önce bir kez de bizim ellerimizden geçer.

Bildiğimizi Paylaşıyoruz

Bir takıyı sevmek, onu tanımakla başlar.

Ağırlığını, uzunluğunu, taşlarını, kilidinin dokusunu anlatıyoruz. Seçerken hiçbir şey sürpriz olmasın diye — sürprizi sen yap.

Sade Kal
·
Parlak Dur
·
Kendin Ol
·

SÖZÜMÜZ

Bir takıyla hikayemiz, kutusu açıldığında bitmez.

İki yıl boyunca her anında yanındayız. Sonrasında da bir zincir yorulsa, bir taş ışığını kaybetse, kapımız hep açık.

Hikayenin devamı sende.

Gün ışığına ait olanı seç.